Yazdan kalan son günleri yaşıyoruz buralarda.Geçenlerde radyoda dinlediğim programın sunucusu İstanbul'a yağmur yağdığını(Gerçi ondan bir gün sonra burayada yağdı)yavaş yavaş kışın geldiğini ve böylelikle sinema günlerinin başladığını söyledi.Şöyle bir düşününce yaz boyunca hiç sinemaya gitmediğimi farkettim.Doğru dedim sinema günleri başlıyor.Sonra kışa dair özlediğim bir çok şey geldi aklıma.
Yağan yağmuru seyrederken sıcak bir şeyler içmek,dışarda yağmur yağarken evde battaniyenin altında olmak ve mümkünse güzel bir film seyretmek,rüzgarlı havalarda ( kapalı bir mekanda)kabaran dalgalarıyla denizi seyretmek,kestane yemek,soğuk havalarda bir kase tarhana çorbası içmek,şöminenin çıtırtısı,kapalı havalarda eski parçaları dinleyip nostalji yapmak,yağmur dindikten sonraki havanın kokusu,berraklığı...Daha neler neler.
Her mevsimin kendine has güzellikleri var.Yazı ne kadar çok sevsem de kışın gelmesine de sevinmiyor değilim.Muhtemelen bir kaç yağmurdan sonra yazı sayıklamaya başlarım.İnsanoğluna yaranılmaz nede olsa :)
17 Eylül 2008 Çarşamba
Kriz mi Ne Krizi?
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen " Krizin dörtte birini geçtik,dalga dalga geliyor " demiş.
Ankara'dan haber yeni duyuldu sanırım.Vatandaş geçen yıldan beri bas bas bağırıyor ama devletin krizden anladığı kodaman dediğimiz kesimin krizi ise onu bilemem.Halkı her zaman yok saydıkları için.
Bulunduğum yerde turizm ile geçim sağlanıyor.Devletin istatiksel bilgilerine göre ülkemize gelen turist sayısı artıyor.Ama döviz girdisi ne durumda? Gelen turist parasının çoğunu turizm acentalarına verdiğinden buraya pek para kalmıyor.Zaten gelen turist orta halli bile değil.(İstisnalar olabilir elbette)Çoğu işsizlik parası,hastalık yardımı gibi devlet yardımlarıyla tatile geliyorlar.Ee alışverişe pek para kalmıyor haliyle.Bir de mantar gibi artan ve aynı işi yapan esnaf çok.Turizm acentaları otel,motel fiyatlarını epey kırpıyorlar(Batan acentalar ayrı bir konu)Bizler o otellerde 50-100 YTL arası konaklarken turist 10-15 sterline konaklıyor.Anlaşmalar döviz üzerinden yapılıyor.Döviz de bugüne kadar baş aşağı gidiyordu.Hal böyle olunca bu sektördeki kriz de kaçınılmaz oluyor.
Bir çok işyeri kapanıyor.Vergi borçları,kredi borçları da büyüyor haliyle.
Bana kalırsa geç bir açıklama.Daha doğrusu geç bir kabulleniş.Zira Atı alan Üsküdar'ı geçti.
Ankara'dan haber yeni duyuldu sanırım.Vatandaş geçen yıldan beri bas bas bağırıyor ama devletin krizden anladığı kodaman dediğimiz kesimin krizi ise onu bilemem.Halkı her zaman yok saydıkları için.
Bulunduğum yerde turizm ile geçim sağlanıyor.Devletin istatiksel bilgilerine göre ülkemize gelen turist sayısı artıyor.Ama döviz girdisi ne durumda? Gelen turist parasının çoğunu turizm acentalarına verdiğinden buraya pek para kalmıyor.Zaten gelen turist orta halli bile değil.(İstisnalar olabilir elbette)Çoğu işsizlik parası,hastalık yardımı gibi devlet yardımlarıyla tatile geliyorlar.Ee alışverişe pek para kalmıyor haliyle.Bir de mantar gibi artan ve aynı işi yapan esnaf çok.Turizm acentaları otel,motel fiyatlarını epey kırpıyorlar(Batan acentalar ayrı bir konu)Bizler o otellerde 50-100 YTL arası konaklarken turist 10-15 sterline konaklıyor.Anlaşmalar döviz üzerinden yapılıyor.Döviz de bugüne kadar baş aşağı gidiyordu.Hal böyle olunca bu sektördeki kriz de kaçınılmaz oluyor.
Bir çok işyeri kapanıyor.Vergi borçları,kredi borçları da büyüyor haliyle.
Bana kalırsa geç bir açıklama.Daha doğrusu geç bir kabulleniş.Zira Atı alan Üsküdar'ı geçti.
11 Eylül 2008 Perşembe
Ramazan ayı ve hissettirdikleri
Ramazan ayını çocukluğumdan beri çok severim.Mistik bir havası vardır.Huzur hakimdir havaya.Yemekler daha bir özenlidir.Eş dost,konu komşu birlikte yemekler yenir.Hele pişen yemeğin kokusu hiç o kadar güzel gelmemiştir burnunuza.
Daha eskiden teravihleri bayanlar evde hep beraber kılardı.Ben küçüktüm o zaman,çok eğlenceli gelirdi onların yaptığını yapmak.Ama şimdi özlüyorum o günleri.
Hala ramazan ayı mevcut ama belki yaşadığım yerden dolayı özlem duyuyorum o beraber yenen yemeklere,kılınan teravihlere.Yaz ayında buralarda daha çok çalışılıyor.Daha geç saate kadar.Eğer dükkanınız varsa 24,00 e kadar açık tutmak zorundasınız.E dolayısıyla insanlar oruç tutsalarda evlerde yemek etkinliklerine ve teravihlere pek yer yok.
Bu sebeplerden dolayı kış aylarına denk gelen ramazan aylarına özlem duyuyorum.Yemekten sonra teravihe giden büyükleri beklemek,onlar gelmeden evvel çay demlemek,uzun uzun sohbet etmek hoşuma gidiyor sanırım.Bir de insanlar(tabii benim tanıdıklarım)ramazan ayında daha bir anlayışlı,sabırlı,özverili oluyorlar.Bu da hoşuma gidiyor.
Daha eskiden teravihleri bayanlar evde hep beraber kılardı.Ben küçüktüm o zaman,çok eğlenceli gelirdi onların yaptığını yapmak.Ama şimdi özlüyorum o günleri.
Hala ramazan ayı mevcut ama belki yaşadığım yerden dolayı özlem duyuyorum o beraber yenen yemeklere,kılınan teravihlere.Yaz ayında buralarda daha çok çalışılıyor.Daha geç saate kadar.Eğer dükkanınız varsa 24,00 e kadar açık tutmak zorundasınız.E dolayısıyla insanlar oruç tutsalarda evlerde yemek etkinliklerine ve teravihlere pek yer yok.
Bu sebeplerden dolayı kış aylarına denk gelen ramazan aylarına özlem duyuyorum.Yemekten sonra teravihe giden büyükleri beklemek,onlar gelmeden evvel çay demlemek,uzun uzun sohbet etmek hoşuma gidiyor sanırım.Bir de insanlar(tabii benim tanıdıklarım)ramazan ayında daha bir anlayışlı,sabırlı,özverili oluyorlar.Bu da hoşuma gidiyor.
28 Ağustos 2008 Perşembe
KAYBETTİK
Ne enteresan artık apartmanımızdaki insanları tanımıyoruz.Apartmandan inerken karşımdan gelen insana gülümsediğimde bazen öylece donakalıyor gülümsemem.Neden böyle olduk ki biz? Nerde kaldı o annelerimizin apartmana yeni biri taşındığında hoşgeldine gitmesi,gitmesede eşyaları taşınırken bir şeyler yapıp götürmesi.Ya da kandillerde gelen kandil simitleri,lokmaları,helvaları...Aşure ayında yapılan aşureler???Hiç yok değil ama o kadar az ki.Bazı değerlerimizi çok hızlı bir şekilde kaybediyoruz.
Oysa ben akşamüstü balkonda oturup çay içerken aklına gelip beni arayan ,hiç bir kandili helvasız geçirmeyen teyzeleri özlüyorum.O sıcaklığı bir daha bulabilir miyiz bilemiyorum.Sadece annelerimizin döneminde mi kaldı acaba?Çok mu iş güç peşinde koşar olduk?
Güzel olan şeyleri kaybettik a dostlar :(
Oysa ben akşamüstü balkonda oturup çay içerken aklına gelip beni arayan ,hiç bir kandili helvasız geçirmeyen teyzeleri özlüyorum.O sıcaklığı bir daha bulabilir miyiz bilemiyorum.Sadece annelerimizin döneminde mi kaldı acaba?Çok mu iş güç peşinde koşar olduk?
Güzel olan şeyleri kaybettik a dostlar :(
12 Ağustos 2008 Salı
ŞİVE
Şiveli konuşan insanlara bayılıyorum.Küçük bir kasabada büyümeme ve burada bir çok kişinin şiveli konuşmasına rağmen ben konuşamam.Bazen o kadar hoşuma gidiyor ki.Bir kaç kelime bari konuşabilseydim diyorum.
Bu konunun aklıma geliş noktasıda böyle konuşan Muğla'lı bir teyze.Hem dobra,hemde komik:)Öyle güzel söylüyor ki söyleyeceğini iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi söyledi anlayamıyorsunuz,anlasanızda kızamıyorsunuz.
Size teyzeden küçük inciler."Enee gız gel bakem,ne kadanda büyümüşün sen.Gız gocayada vaamıştır buu.Enee etmesedine.Bizim Moolamızda adam mı galmadıydı a yavrıım.Elin yabanlarından goca buldun gendine."
Teyze süper.Belki ben tam aktaramamış olabilirim ama gülmekten cevap veremedim teyzeye.
Aklımda kalan bir kaç kelime daha var."Velesbit : Bisiklet , hönkürü : valla galiba oraya anlamında:),endeki gıydaki:galiba yanındaki,o taraftaki hatta endeenlerden biri olarak ta kullanılıyo o zamanda onlardan biri anlamına geliyo."Ya enteresan bir şive anlayacağınız.Don-dur-mam Gay-mak filmini izlemiş olanlar iyi bilirler.
Şiveli konuşan eski insanlar, bana huzur veriyor.İyi hissediyorum kendimi. Samimiyetleri ayrı güzel,lafı gediğine koymaları ayrı:)
Bu konunun aklıma geliş noktasıda böyle konuşan Muğla'lı bir teyze.Hem dobra,hemde komik:)Öyle güzel söylüyor ki söyleyeceğini iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi söyledi anlayamıyorsunuz,anlasanızda kızamıyorsunuz.
Size teyzeden küçük inciler."Enee gız gel bakem,ne kadanda büyümüşün sen.Gız gocayada vaamıştır buu.Enee etmesedine.Bizim Moolamızda adam mı galmadıydı a yavrıım.Elin yabanlarından goca buldun gendine."
Teyze süper.Belki ben tam aktaramamış olabilirim ama gülmekten cevap veremedim teyzeye.
Aklımda kalan bir kaç kelime daha var."Velesbit : Bisiklet , hönkürü : valla galiba oraya anlamında:),endeki gıydaki:galiba yanındaki,o taraftaki hatta endeenlerden biri olarak ta kullanılıyo o zamanda onlardan biri anlamına geliyo."Ya enteresan bir şive anlayacağınız.Don-dur-mam Gay-mak filmini izlemiş olanlar iyi bilirler.
Şiveli konuşan eski insanlar, bana huzur veriyor.İyi hissediyorum kendimi. Samimiyetleri ayrı güzel,lafı gediğine koymaları ayrı:)
5 Ağustos 2008 Salı
AFİŞ
O kadar çok yazacak şey olmasına karşın hiçbir şeyi aktaramıyorum.Yaz rehaveti sanırım.Gördüklerimi paylaşmak istesemde iki kelimeyi yan yana getiremiyorum.Neyse biriktirmeye devam.Çıkarlar sanırım birbir.
Dün Muğla'ya giderken yol üzerindeki bir tarlanın kenarlarına asılmış afişler gördüm.Yavaşlayınca üzerinde" Benim sadık yarim kara topraktır" ve "Türkiye çöl olmasın" yazdığını farkettim.Enteresan bir duyuru yöntemi.Keşke o tarlanın sahibi gibi herkes toprağına sahip çıksa ve önemini anlasa.Yoksa bu gidişle gerçekten çöl olacağız.
Dün Muğla'ya giderken yol üzerindeki bir tarlanın kenarlarına asılmış afişler gördüm.Yavaşlayınca üzerinde" Benim sadık yarim kara topraktır" ve "Türkiye çöl olmasın" yazdığını farkettim.Enteresan bir duyuru yöntemi.Keşke o tarlanın sahibi gibi herkes toprağına sahip çıksa ve önemini anlasa.Yoksa bu gidişle gerçekten çöl olacağız.
17 Temmuz 2008 Perşembe
Hayatta ne Yalan ne Gerçek
Bazen çocukluk dönemine geri dönmek istiyorum.Onlar kadar doğal,içten,karşılıksız sevgi veren bir canlı daha var mı?
Dün eve giderken içim kazınınca bir paket bisküvi aldım.Eve kadar dayanamıyacağım için açtım ve içinden bir tane yedim.İkinciyi elime aldığımda,mahalledeki dükkanların önünden geçiyordum.Amcamın kızının dükkanının önünden geçerken amcamın ,babamın orada oturduklarını gördüm ve yanlarına gittim.Bisküviden onlarada ikram ettim.Tam o sırada amcamın kızının çok bilmiş bıdırcığı marketten ekmek almış ,eve gidiyordu.Durdu,bize baktı ve "Ne yiyorsunuz?" diye sordu.Biz de ona uzattık böylelikle.Ekmeği eve bırakıp yanıma geldi ve bu sefer" Bitti mi bisküvi"diye sordu.Neyse bu benim çok hoşuma gitti.O kadar doğal ki onun için o soruyu sormak.Sonra kendimizi düşündüm.Kısacık hamileliğimde bile canım bir şey istediğinde utandım söylemeye.Halbuki ne kadar doğal bir olay.Küçüklüğümüzde gayet normal olan bir şey nasıl olurda büyüdüğümüzde ayıp haline gelir ki?
Bir kaç hafta evvel de bir arkadaşıma gidiyoruz eşimle.Elimizde borcamın içinde poğaça var.Sokakta oynayan ufaklıklardan biri yanımıza gelip"Nereye gidiyorsunuz?" diye sordu.Mahallenin muhtarı ya herşeyden haberi olacak.Arkadaşımıza dedik."Ne götürüyosunuz?"Poğaça dedik."Biliyo musun ben hiç poğaça yemedim"dedi.Biz eşimle koptuk.Açtık poşeti verdik eline.Annesi duysa kahrından ölür.Ama o kadar şekerdi ki.
Çocuklar her düşündüklerini özgürce söyleyebilen yegane varlıklar.Bazen bizde o kadar fütursuz olsak keşke diyorum.Makyajımı çok koyu yaptığımda "Öcü olmuşsun " diyen yeğenim,pembe ve şıkır şıkır giyindiğimde "cici bebi"diyerek beni seven komşumuzun kızı,beni gördüğünde önce şaşıran ve sonra boynuma sarılıp çok uzun zamandır görüşmüyormuşuz gibi bana uzunca sarılan arkadaşımın kızı hepsi o kadar tatlılar ki.İçlerinden ne geliyosa o.Oysa biz o kadar çok sıkıyoruz ki kendimizi yaşamda.Ne içimizden gelen sesi dinlemeye vakit ayırıyoruz,ne de istemediğimiz bir durum karşısında tepkimizi dile getiriyoruz.Yüzümüzde yalandan bir gülümseme takılıyoruz hayatta.
Dün eve giderken içim kazınınca bir paket bisküvi aldım.Eve kadar dayanamıyacağım için açtım ve içinden bir tane yedim.İkinciyi elime aldığımda,mahalledeki dükkanların önünden geçiyordum.Amcamın kızının dükkanının önünden geçerken amcamın ,babamın orada oturduklarını gördüm ve yanlarına gittim.Bisküviden onlarada ikram ettim.Tam o sırada amcamın kızının çok bilmiş bıdırcığı marketten ekmek almış ,eve gidiyordu.Durdu,bize baktı ve "Ne yiyorsunuz?" diye sordu.Biz de ona uzattık böylelikle.Ekmeği eve bırakıp yanıma geldi ve bu sefer" Bitti mi bisküvi"diye sordu.Neyse bu benim çok hoşuma gitti.O kadar doğal ki onun için o soruyu sormak.Sonra kendimizi düşündüm.Kısacık hamileliğimde bile canım bir şey istediğinde utandım söylemeye.Halbuki ne kadar doğal bir olay.Küçüklüğümüzde gayet normal olan bir şey nasıl olurda büyüdüğümüzde ayıp haline gelir ki?
Bir kaç hafta evvel de bir arkadaşıma gidiyoruz eşimle.Elimizde borcamın içinde poğaça var.Sokakta oynayan ufaklıklardan biri yanımıza gelip"Nereye gidiyorsunuz?" diye sordu.Mahallenin muhtarı ya herşeyden haberi olacak.Arkadaşımıza dedik."Ne götürüyosunuz?"Poğaça dedik."Biliyo musun ben hiç poğaça yemedim"dedi.Biz eşimle koptuk.Açtık poşeti verdik eline.Annesi duysa kahrından ölür.Ama o kadar şekerdi ki.
Çocuklar her düşündüklerini özgürce söyleyebilen yegane varlıklar.Bazen bizde o kadar fütursuz olsak keşke diyorum.Makyajımı çok koyu yaptığımda "Öcü olmuşsun " diyen yeğenim,pembe ve şıkır şıkır giyindiğimde "cici bebi"diyerek beni seven komşumuzun kızı,beni gördüğünde önce şaşıran ve sonra boynuma sarılıp çok uzun zamandır görüşmüyormuşuz gibi bana uzunca sarılan arkadaşımın kızı hepsi o kadar tatlılar ki.İçlerinden ne geliyosa o.Oysa biz o kadar çok sıkıyoruz ki kendimizi yaşamda.Ne içimizden gelen sesi dinlemeye vakit ayırıyoruz,ne de istemediğimiz bir durum karşısında tepkimizi dile getiriyoruz.Yüzümüzde yalandan bir gülümseme takılıyoruz hayatta.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)